Patolojik bir durum söz konusu olmadığında, kişinin ruh sağlığı değerlendirilirken iyi oluş halleri ve davranışlarındaki işlevsellik temel alınır. İyi oluş, bireyin olumlu duygular deneyimlemesi, kendini ve yaşamını kabul etmesi, kişisel hedeflerine odaklanması, zihinsel ve ruhsal bütünlük sağlayarak yaşamda anlam bulması ve işlevsel bir yaşam sürmesi olarak tanımlanabilir.
İyi oluş genellikle duygusal ve psikolojik boyut üzerinden ele alınsa da, sosyal açıdan da iyi olmayı garanti etmez. Bu nedenle iyi oluş, üç ana eksende değerlendirilir:
Duygusal İyi Oluş – Kişinin mutluluk ve doyum haliyle ilgilidir. Olumlu duyguları (neşe, güven, umut, heyecan) sık ve yoğun yaşarken, olumsuz duyguları (endişe, öfke, umutsuzluk) seyrek ve etkisiz şekilde deneyimleme kapasitesidir.
Psikolojik İyi Oluş – Kendi benliğini tanıma, benlik saygısı oluşturma, dengeli ve özerk ilişkiler kurma, yaşamda amaç ve anlam bulma ve kişisel gelişimini sürdürerek kendini gerçekleştirme sürecidir.
Sosyal İyi Oluş – Bireyin toplumsal işlevselliği, topluma katkısı, uyumu, kabul görme ve aidiyet hisleriyle bağlantılıdır. Psikolojik iyi oluş bireysel işlevselliği yansıtırken, sosyal iyi oluş bireyin çevresine ve topluma uyumunu gösterir.
Duygusal iyi oluş tek başına yeterli değildir; psikolojik ve sosyal iyi oluşun da dengeli şekilde gelişmiş olması gerekir. Bu üç eksende iyi oluş düzeyi yüksek bireyler, ruh sağlığı güçlü ve yaşam kalitesi yüksek bir yaşam sürerler.
Ruh sağlığını anlamak ve bireyin davranışlarını değerlendirmek için, iyi oluş hallerinin çok boyutlu bir perspektifle ele alınması önemlidir.

